Archive for Mayıs 2014

Pireler hakkında bilgi

pire-ilaclama

Pireler Hakkında bilgi

Pirelerin Özellikleri

PİRE

Pire, Siphonaptera takımını oluşturan kanatsız,küçük, kan emici 1.600 olayında böcek türüne verilen genel bir addır. Medikal önemi bulunan türler Cediopsylla, Ceratophyllus, Ctenocephalides, Ctenophthalmus, Diamanus, Echidnophaga, Hoplopsyllus, Leptopsylla, Monopsyllus, Neopsylla, Nosopsyllus, Oropsylla, Pulex, Rhopalopsyllus, Tunga ve Xenopsylla cinsleri içerisinde bulunmaktadır.

            Pireler, tropik bölgeler, astropik bölgeler ve ılıman bölgelerden tutun, kutuplar bölgesine kadar yayılmıştırlar. Vücutları çok özel ve dayanıklıdır. Pireler bu özel vücut yapıları sayesinde memelilerin ve kanatlıların derisine tutunur ve derisine tutunduğu canlının kanını emerek beslenir. Pireler konakladıkları canlıdan, başka bir canlıya geçerken beraberlerinde çok tehlikeli ve ölümcül hastalıkları da taşır ve bulaştırırlar. Genellikle köpek, kedi, insan, tavşan ve kümes hayvanlarında bulunurlar ve ısırdıkları yerleri uyuşturmak için kullandıkları salgı kaşıntı yaratır. Alerjik reaksiyon gösterildiği takdirde deride kızarıklıklar oluşur.

pire-ilaclamaMORFOLOJİSİ (VÜCUT YAPISI)

            Pireler genellikle küçük yapılıdırlar. Vücutları üzerinde kanatları yoktur. .Boyları 1,5 milimetreden 3,3 milimetreye kadar değişiklik gösterir. Hızlı hareket edebilirler ve genelde koyu renkli canlılardır. Pireler çok ayaklı böceklerdendir. Pirelerin vücutlarında üç sağ tarafında, üç sol tarafında olmak üzere toplam altı ayağı vardır. Pirelerin ayakları üzerinde ve uç kısımlarında çengeller bulunur. Ayakuçlarında bulunan bu çengeller üzerinde konakladıkları canlıya tutunmalarını sağlar. Pirelerin vücutları üç kısımdan oluşur. Pirelerin baş kısmı küçük yapılıdır ve vücutlarına oranla oldukça küçük bir baş yapısına sahiptirler. Başlarının üst kısmında gözleri ve konakçılarının kanını emmeye yarayan ve yapısı kan emmeye göre şekillendirilmiş bir ağızları bulunur. Pirelerin vücudu yanlarından basık ve yassıdır. Buna rağmen pirelerin karnı oldukça büyüktür fakat az olan pirelerde bu fark edilmez. Pireler kan emdikçe karınları şişer ve büyür. Pirelerin renkleri yaşadıkları iklim bölgelerine farklılık göstermesine rağmen genellikle sarı, siyah, kahverengi ve kırmızı renklerde olabilirler.

YAŞAM VE EKOLOJİ

            Pireler hemen hemen diğer böcekler ve asalak yaşam süren diğer canlılar gibi dünyanın her yerinde yaşayabilirler ve bulunabilirler. Pireler yapı olarak hemen bütün iklim koşullarına uyum sağlayabildikleri için dünyanın her yerinde yaşabilirler. Türkiye’de en sık görülen pire türleri ise; insan piresi, kedi piresi, köpek piresi, toz (kum) piresi, pamuk piresi, kar piresi, kül piresi, toprak piresi, fare piresi, su piresi, ağaç piresi, toz piresidir.

DAYANIKLILIK

Siphonaptera takımında bulunan paraziter kan emen kanatsız böcekler. Yaklaşık olarak 2500 tür pireden % 94’ü memelilerden, geri kalan kısmı ise kuşlardan kan emmektedir. Pireler sürekli olarak farklı konaklardan kan emme alışkanlıkları nedeniyle birçok hastalığı taşırlar. Pireler genel tropik iklim böcekleri olarak bilinseler ve soğuk iklimde de rahatça yaşabilirler ve erişkin bir pire çok bir bölgede bile köpeğin ve kedinin vücudunda ölmeden yaşayabilir.

TÜRLER

Siphonaptera takımında bulunan paraziter kan emen kanatsız böceklerden olan pirelerin medikal önemi bulunan türler Cediopsylla, Ceratophyllus, Ctenocephalides, Ctenophthalmus, Diamanus, Echidnophaga, Hoplopsyllus, Leptopsylla, Monopsyllus, Neopsylla, Nosopsyllus, Oropsylla, Pulex, Rhopalopsyllus, Tunga ve Xenopsylla cinsleri içerisinde bulunmaktadır.

PİRELER TARAFINDAN BULAŞTIRILAN HASTALIKLAR

            Pirelerin beslendiği canlılarda bulunan bir hastalık varsa pireler bu hastalığı diğer kan emdiği canlıya bulaştırır. Pirelerin tükürük salgısında bulunan  Yersinia Pestis adlı (bakteri) insanlara bulaştığında ölümcül Hıyarcıklı Veba hastalığı meydana gelebilir. Tıbbın ve tedavinin gelişmediği Ortaçağ Avrupa’sında  Vebanın insanlara bulaşmasında başrolü oynayan keme piresi (Xenopsylla cheopis) ve akrabaları  Avrupa nüfusunun yaklaşık dörtte birinin ölümünden sorumludur.   Pireler genel olarak Tifüs hastalığı, Alerjik hastalıklar, dizanteri, cilt hastalıkları, humma mikrobu,  veba hastalığı ve kuduz hastalıklarını bulaştırırlar. Bu hastalıkların birçoğu tedavi edilmedikleri takdirde ölümcüldür veya çok ağır kalıcı hasarlar verebilirler.

PİRELER  EN ÇOK HANGİ MEVSİMDE GÖRÜLÜR?  

Yaz başında ve yaz aylarında pire popülasyonunda artış görülür. Bunun nedeni ise pireler tropik bir böcek olarak sıcak havaları daha çok sevmeleridir. Fakat pireler konakçı buldukları sürece kış aylarında da canlı kalıp beslenmeye devam ederler. Havaların ısınması ile birlikte ortaya çıkan pireler genel olarak yılın daha sıcak olan altı ayı (4. ay ile 10. ay arası) çok sık görülürler.

PİRELER NE KADAR YAŞAR 

Pirelerin ortalama ömürleri 12- 24 ay arasında değişmektedir. Doğu ve güney doğu gibi soğuk  iklim şartlarında bu ömür daha da kısa olabilmektedir.

Pireler Hakkında Genel bilgiler

Pireler, hastalık bulaştırır, üzerinde yaşadıkları (konakladıkları) canlının kanını emmek için deriyi delerek derinin altından kanı emerek beslenirler. Deriyi parçalayıp bölebilmek için tükürük salgılarlar. Bu tükürük salgısının içinde narkoz etkisi gösteren ve morfine benzer bir etken madde bulunur. Bu madde pire ısırığının, ısırılan canlı tarafından hissedilmesini engeller. Fakat aynı tükürük salgısı kaşıntı ve kızarıklık da yapar. Bu nedenle pire tarafından ısırılan canlı kaşınır. Pire ısırığından kaynaklanan kaşıntılar için eczanelerden kaşıntı önleyici ilaçlar alabilirsiniz. ya da pire sorununuzu kökten çözmek için pire ilaçlama yaptırabilirsiniz. bunun için bize ulaşmanız yeterli

Güve İlaçlama

güve3

 GÜVE İLAÇLAMA

            Odun, kumaş, kürk vb. şeylere zarar veren ve onları kemirip kullanılamaz hale getiren kurtçuklara verilen ortak bir addır.

Güve denince akla sadece gerçekten güveler (Tinea) değil, tırtıl halinde iken mağaza ve ambarlardaki mal ve eşyalara çok büyük zarar veren küçük kelebeklerin hemen hepsi anlaşılır. Esas güveler evlerde yaşarlar, küçük ve parlak renklidirler. Bu güvelerin, beyaza yakın renkli olan tırtılları sık dokunmuş ağdan yuvalarda barınırlar ve yün kumaşları, kürkleri, tüyler vb. şeyleri kemirir ve zarar veririler. Bu güvelerin en zararlıları halı güvesi (Tineola biseliella) ve kürk güvesi (Tinea pellionella) en zararlılarıdır.

guve-leopar-guvesi

guve-leopar-guvesi

GÜVELERDEN KORUNMA YOLLARI

            Güvelerden korunmak ve güveleri yok etmek için kumaşları, yünleri, halıları, kürkleri, tüyleri sık sık çırpmak, fırçalamak, havalandırmak ve sık sık güneşlendirmek gerekir. Güveleri kumaş ve diğer eşyalardan korumanın en kolay yöntemi, kumaş, kürk vb. eşyaların saklandığı sandık ve dolaplara, at kestanesi, lavanta, karabiber, ham kafuru, naftalin, paradiklorobenzen, piretr veya rotenon tozu koymaktır. Dolaplara koyacağınız bu tür şeyler güveleri eşyalarınızdan uzak tutacaktır. Bu malzemeleri koymaktan başka eşyalarınızı dolaplara katlayarak değil asarak koymakta güvelerin eşyalarınıza zarar vermesini önlemeye yardımcı olacaktır

Güveler Ne Yer

BUĞDAY GÜVESİ

            Dünyanın hemen her yerinde rastlanan bu güve türü, tarla ve ambarlardaki buğday ve mısıra zarar verir. Bu güvelerin tarlalara musallat olması sise, dişi kelebekler Haziran ayının ortalarına doğru (Tahılların ekildiği yerlerdeki iklim durumuna göre farklılıklar gösterebilir) ekili tahılların yapraklarına yumurtalarını bırakırlar. Yumurtadan çıkan tırtıllar, daha olgunlaşmamış tanelere girerek, taneleri içten emmeye başlar. Tahıllar hasat edilince gelişmiş tırtılların bıraktığı ikinci yumurtalar ambara alınan mahsule yerleşir. Bu güvelerle mücadelede sülfür buharı veya karbon tetraklorür ile karıştırılmış karbon sülfür kullanılır. Güveler tarafından yapılan ekmekleri insan sağlılığı için kesinlikle zararlıdır. Güve tarafından yenilmiş buğday unu ile yapılan mamuller tüketilmemelidir.

HALI GÜVESİ

            Adından da anlaşılacağı üzre evdeki halıları kemirerek halılara zarar veren bir güve türüdür. Güve halıları kemirirken aynı zamanda kozaya sardığı yumurtasını bırakır ve yumurtadan çıkan tırtıllar halıları kemirerek halılara zarar verirler. Halıları kaliteli deterjanlarla yıkamak, sıkı sık havalandırmak ve güneşe çıkarmak halıları güvelerden uzak tutar.. ancak güveler uzaklaştırılamıyorsa mutlaka güve ilaçlama yaptırılmalıdır

DERİ GÜVESİ

Bu güve türü genellikle deri mamulleri kemirerek beslenir. Bu beslenme esnasında kemirdikleri derilere tamiri imkânsız zararlar verirler. Genellikle deri eşya satan mağazalarda rastlanırlar.

ODUN GÜVESİ

Genelde odunsal eşya ve malzemelerle beslenen bu güve türü bulundukları yerlerdeki odundan yapılmış eşyalara zarar verirler.

GÜVELERDE ÜREME

Güveler yumurtlayarak ürerler. Erkek ile çifteleşen dişi güve, yumurtasını kozaya sarılı halde, bitkilerin yapraklarına, evlerde sıcak, nemli ve kuytu yerlere bırakırlar. Yumurtadan çıkma süreleri değişmekle beraber ortalama 6 ile 10 arasında yumurtadan çıkarlar. Yumurtadan çıkan larvalar bulundukları yerlerdeki eşyaları kemirerek, emerek beslenirler. Bir güve tırtılı ortalama 1 ay ile 1,5 aya arasında bir zamanda ergin bir güveye dönüşür. Güve ilaçlama yapılırken bu periyoda dikkat edilmelidir.

GÜVELERLE MÜCADELE

 Ham kâfuru, naftalin, paradiklorobenzen D.D.T. (diklorodifeniltrikloretan), H.C.H. (heksaklorosikloheksan), klordan, lindan gibi ilaçlarla güvelerle mücadele edilebilir. Bu maddelerin bazılar kokusu ve kimyasal yapısı ile güveleri uzaklaştırır, bazıları ise kimyasal yapılarındaki etkenlerle güveleri öldürür.

Güve İlaçlama

Güve ilaçlama yaptırmak için ileitşim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

Güve Resimleri

Yılan İlaçlama

Yılan İlaçlama

Yılanların Özellikleri 

Yılanlar (Serpentes), pullular (Squamata) ailesine ait uzun, ayaksız, etobur sürüngen hayvanlardır.

            Yılanlar (Serpentes), ayaksız kertenkelelerden, dış kulak ve göz kapaklarının olmaması ile ayırt edilirler. Yılanlar vücudu üs üste binen pullarla kaplı, ektotermik amniyot omurgalılardır. Yılanlar, ataları kabul edilen kertenkelelerinkinden çok daha fazla eklem ve kemiği bulunan bir kafatasına sahiptirler. Eklemli kafatasları, yılanlara kendi kafataslarından daha büyük avları yutma kabiliyeti sağlar. Yılanlarda çift organlar yan yana değil üst üste yerleştirilmiştir (böbrekler gibi). Yılanların genel olarak bir tane akciğeri vardır. Bazı türlerde kloakın her iki yanında artakalan bir çift pençeye ve pelvik kemere sahiptir.

            Yılanlar Antarktika ve bazı adalar dışında dünyanın hemen her yerinde yaşarlar. Yılanlar 456 ana cins ve bu cinslerin altında 2900’ ün üzerinde bir türü kapsayan belirlenmiş on beş familyası bulunmaktadır. Yılanların büyüklük aralığı 10 cm. boyundaki küçücük Leptotyphlops carlae türünden 7.6 metre uzunluğa erişebilen piton ve anakondalara kadar değişiklik gösterir. Günümüzde en son keşfedilen Titanoboa cinsi yılan fosilinin uzunluğu 15 m. dir. Yılanların çoğu zehirsizdir. Zehirli yılanlar zehirlerini savunma amacıyla değil avlanma ve avlarını öldürme amaçlı kullanırlar. Bazı yılan zehirleri insanlarda acılı yaralanmalar ve ölümlere sebep olur. Zehirsiz yılanlar avlarını ya canlı yutarlar veya avlarını önce sıkarak öldürüp sonra yerler. Yılanlar avlarını bütün olarak yutarlar. Genel olarak amatörlerin yılanların zehirli olup olmadığını ayırt etmeleri çok zordur. Bu nedenle yılanlardan uzak durmak veya bir profesyonelden yardım almak en doğru hareket tarzı olacaktır.

yilanYILANLARIN GENEL ÖZELLİKLERİ

            Yılanların görüşü zayıftır ve genellikle üç metre öteyi görmekte zorlanırlar. Yılanlar koku almak için dillerini kullanırlar. Uzun ve çatallı dillerini dışarı çıkarıp içeri sokarak havadan ve yerden gelen kimyasal kokuları, damakta bulunan jakobson organında koku haline getirirler. Yılanların koku alma duyuları ile ilgili en ilginç örnek engerek yılanlarına aittir. Engerek yılanları zehirledikleri avlarının izlerini dilleri ile koklayarak takip edip bulurlar ve ölmüş olan avlarını yerler.

            Yılanların kulak kepçeleri olmadığı için sağır zannedilirken, aslında çeneleriyle. Kulakları arasında kemik bağlantısı bulunduğu, bu kemiklerin topraktaki sarsıntı ve titreşimleri algıladığı ve bu şekilde duydukları tespit edilmiştir. Yılanlar çok uzaktan gelen bir atın nal seslerini bile kolayca duyabilirler. Yılanların bazı türlerinde göz ve burunları arasında ince, zarlı iki çukur vardır. Bu çukurlar sıcakkanlı hayvanların vücut ısılarını algılar ve yerini tespit ederler. Bu nedenle bu tür yılanlar avlarını gece karanlıkta bile rahatça takip edebilirler. Yılanların zehri aynı zamanda yuttukları etleri eriten ve sindirmelerine yarayan kuvvetli bir sindirim sıvısıdır. Zehirsiz yılanlarda da çok kuvvetli sindirim sıvısı vardır. Zehirsiz yılanların ağızlarına parmak sokulduğunda veya dişlediklerinde, bu sindirim sıvısı yüzündün parmak şişer, yanma hissi oluşur ve bazı durumlarda morarma olur. Görülen tüm yılanların zehirli olarak kabul etmek gereklidir.

YILANLARDA ÜREME

            Yılanların tamamı yumurtlayarak ürerler. Yumurtalardan çıkan yavruların tamamı ergin yılanlar gibi hareketli ve diridirler. Boa yılanları, anakondalar ve engerek yılanları yavrularını doğururlar ama bu doğurma gerçek bir doğurma değildir. Yumurtalar anne karnında gelişip çatladığından bu gerçek doğummuş gibi görünür. Bu duruma “ovoviviparite” adı verilmiştir. Yumurtaların anne karnında gelişip çatlaması ve yılanların doğması için gereken gebelik süresi 2 aydır.

TÜRKİYE’ DE YAŞAYAN YILAN TÜRLERİ

Türkiye’de halen varlığını sürdürdüğü tespit edilebilen 44 civarında yılan türünün olduğu bilinmektedir. Bu yılanlardan 11’u farklı derecede zehirli, 2’si yarı zehirli diğer 32 çeşidi ise zehirsizdir.

ZEHİRLİ YILANLAR

  • Boynuzlu engerek (Vipera ammodytes)
  • Baran engereği (Vipera berus barani) (
  • Kafkas engereği (Vipera kaznakovi)
  • Koca engerek (Vipera lebetina)
  • Çayır engereği (Vipera ursinii)
  • Şeritli engerek (Vipera xanthina)
  • Ağrı engereği (Vipera raddei)
  • Wagner engereği (Vipera wagneri)
  • Çoruh engereği (Vipera pontica)
  • Küçük engerek (Vipera eriwansenis)
  • Bolkar engereği (Vipera bulgardaghica)
  • İç Anadolu engereği (Vipera albizona)
  • Mısır kobrası ya da Çöl kobrası (Walterinnesia aegyptia)

ZEHİRSİZ YILANLAR

  • Kör yılanlar
  • Kör yılan
  • Sivriburun yılan
  • İpliksi yılanlar
  • İpliksi yılan
  • Boa yılanları
  • Mahmuzlu yılan
  • Kırbaç yılanları
  • Hazar yılanı
  • Karayılan
  • İnce yılan ya da Ok yılanı
  • Sikkeli yılan
  • Kocabaş yılan
  • Toros yılanı
  • Kırmızı yılan
  • Benekli yılan
  • Taçlı yılan
  • Yakalı yılan
  • Halkalı yılan
  • Çizgili yılan
  • Uysal yılan
  • İran yılanı
  • Van yılanı
  • Kudüs yılanı
  • Bodur yılan
  • Kafkas yılanı
  • İskilip yılanı
  • Sarı sıçan yılanı
  • Ev yılanı
  • Çukurbaş yılan
  • Küpeli yılan
  • Damalı su yılanı
  • Toprak yılanı
  • Amanos yılanı
  • Urfa yılanı
  • Kedigözlü yılan

YILAN SOKMALARI

Yılan sokması, yılanın dişleri ile yapmış olduğu yaralanmadır. Isırık sonucu; yılanın türü ve yaşı, ısırılan yer ve derinlik, yaraya verilen zehir miktarı, ısırılanın yaşı, gibi birçok sebebe bağlı olarak değişir. Yılan sokmalarında en yaygın belirtiler, panik, korku ve duygusal dengesizlik hissedilmesidir. Bunlar bulantı, kusma, ishal, senkop, vertigo, taşikardi ve soğuk ve nemli cilt gibi belirtilere neden olabilir. Genellikle ısırılan insanlarda ölüm korkusu görülür. Bu korku hiperventilasyona sebep olabilir. Yılan zehrinin içeriği ve gücü, yılanın yaşına, beslenme şekline, iklime göre farklılık gösterir. Yılanların zehirleri yaz aylarında daha az zehirlidir, fakat yılanlar yaz aylarında daha saldırgan olurlar ve salgıladıkları zehir artar. Yılanlar korktuklarında, tehdit altında olduğun düşündüklerinde saldırıya geçebilirler.

YILAN SOKMALARINDA TEDAVİ

            Yılan tarafından ısırılan kişi derhal en yakın sağlık kuruluşuna sevk edilmelidir. Sağlık kuruluşuna sevk edilen yaralıya yılan panzehiri olan Antivenin verilerek zehirlenme tedavi edilir.

Yılan İlaçlama

Yılanlardan korunmak ve yılan ilaçlaması yaptırmak için lütfen bize ulaşınız

daha detaylı bilgi için wikipedia‘ya ya bakabilirsiniz.

Türkiyedeki Yılanların Resimleri

Kene İlaçlama

KENE

 Kenelerin Özellikleri Kene İlaçlama

            Keneler (Ixodida), örümceğimsiler (Arachnida) sınıfının akarlar (Acarina) alt sınıfından eklem bacaklı monotipik takımı ve onun üst familyasıdır.

            Keneler kan emici ektoparazitlerdir. Kan emmek amacıyla kanını emecekleri canlıya tutunabilmeleri için bacaklarının uçlarında çengeller ve vantuzlar vardır. Bu çengel ve vantuzlar vasıtasıyla deriye çok rahat bir şekilde tutunur ve hortumları ile tutundukları canlının kanını emerler. Tutundukları canlının kanını emip iyice şiştikten sonra, yani doyduktan sonra hortumlarını deriye sapladıkları yerden çıkarır ve kendilerini yere atarlar ve konakladıkları canlıdan uzaklaşırlar ve ot, ağaç vb yerlere tırmanırlar ve tekrar acıkıp üzerine tırmanacakları başka bir canlıyı beklemeye başlarlar. Kenelerin ön ayaklarının uçları dokunma ve koku alabilecek şekilde yaratılmıştır. Ormanlarda ve açık arazilerde bulunduğu ağacın altından bir hayvan geçtiği takdirde kendisini tutunduğu ağaçtan bırakarak canlının üzerine düşer ve üzerine düştüğü canlıya tutunur. Canlının üzerine tutunduktan sonra hortumunu, üzerine tutunduğu canlının derisine sokarak kanını emer. Kenelerin tükürük salgısı, canlı dokuları sindiren ve likefiye eden proteolitik enzimler içerir. İnsan ve hayvan hastalıklarının taşınmasında rol oynayan hastalık vektörlerindendir (Hastalıkların insan veya hayvanlara bulaşmasını sağlayan canlılar). Birçok bakteri, riketsiya, virüs, protozoa, spiroket, parnazit, mantar ve solucan kökenli hastalığa sebep olabilirler. Keneler bunlara ilave olarak felçler, toksikozlar ve alerjik reaksiyonlara da yol açabilirler.

KENELERİN VÜCUT YAPILARI (MORFOLOJİ)

            Kenelerin vücutları tek parça olarak; caput, thorax ve abdomentamamen birleşmiştir. Gnathosoma: Keneleri n baş kısmıdır. Kenelerin ağız parçaları (rostellum) ise , bir çift pedipalp (eklem bacaklılarda bulunan eklemlerin ikinci çifti), bir çift keliser (ucu sivri dikenimsi, kıskaç benzeri parça), keliser kılıfı, delmeye ve kan emmeye yarayan hortum ‘dan oluşur.

İdiosoma: Kenelerin gövde kısmıdır; göğüs ve karnın birleşmesinden oluşmuştur (thoraco-abdomen). Kenelerin bacaklar burada bulunur. Yetişkin ve nimflerde 4 çift, larvalarda 3 çift bacak bulunur.

Gövdeden uca doğru parçalar; kalça, trochanter, femur, tibia, pretarsus ve tarsus olarak sıralanır. Kalçalar gövdeye yapışık ve hareketsizdirler. Tarsusların uçlarında üzerinde bir çift tırnak bulunan pulvillum denen zarımsı oluşumlar vardır.

Kenelerin iç organları; sindirim, boşaltım, dolaşım, solunum, sinir sistemleri ve duyu organları ile üreme ve kas sistemlerinden ibarettir.

KENENİN VÜCUDA YAPIŞMASI

Kenenin üzerine yapışacağı canlıyı bulmasında, canlının titreşimlerinin, vücut ısısının ve canlının etrafa yaymış olduğu karbondioksit’in kene tarafından algılanması ile üzerine yapışacağı canlıyı bulmasına yardımcı olduğu bilinmektedir.

Keneler beslenebilecekleri bir konak bulabilmek için iki türlü yol takip ederler. Bu yollardan birincisi:

Pusuya Yatma: Kenelerin bazıları beslenebilecekleri canlılara geçmek için beklemek üzere bitkilere tırmanırlar. Ve yanlarından geçecek olan konaklarını beklemeye başlarlar. Konaklarını beklerken üzerine tırmandıkları bitkiye arka ayakları ile tutunurlar ve ön ayaklarını ileri doğru uzatarak o şekilde beklerler. Bu şekilde bekleme, bitki üzerinde bekleyerek pusuya düşürme şeklidir. Bu pusuya düşürme taktiğini genel olarak Rhipicephalus, Haemaphysalis ve Ixodes cinslerindeki kenelerin larva, nimf ve erginleri uygularlar.

Avlanma: Kenelerin bazıları ise yakınlarındaki konakları aramak için hareket halindedirler. Amblyomma ile Hyalomma  Avcı kenelerdendir.

KAN EMME

            Keneler larva döneminden ergin oldukları döneme kadar yaşamlarının her anında kan emmek zorundadırlar. Keneler gelişme safhalarına göre kan emmek için vücudun farklı bölgelerini kullanırlar. Larvalar derinin en ince olduğu iç kulak derisinden kan emerken, ergin kereler vücudun diğer bölgelerine tutunabilirler. Keneler vücuda geldikleri andan itibaren kan emmek için en uygun bölgeyi tespit eder ve keliserleri (kıskaçları) ile deriyi parçalamaya başlar. Deriyi parçalamaya başladığı andan itibaren, derinin o kısmına analjezik özelliği olan bir sıvı salgılar. Kene keliserleri ile deriyi açar ve hortumunu delikten içeri sokar. Hortum üzerinde bulunan ve geriye doğru olan dişçikler kenenin kanını emdiği canlı üzerinde uzun süre kalmasını sağlar ve bu tutunmaya kenenin kanını konağa tutunduğu ilk 48 – 72 saatlerinde tükürük bezinden salgılanan ve ağız organellerini bir çimento gibi saran sement yardım eder. Kene devamlı olarak tükürük sıvısı salgılar, salgılanan bu sıvı kanın pıhtılaşmasını engeller. Kene pıhtılaşmayan bu kan birikintisinden beslenir.

KENELERDEN BULAŞAN HASTALIKLAR

1)KKKA (Kırım Kongo Kanamalı Ateşi)

2)TULAREMİ (Tavşan ateşi veya avcı hastalığı, hayvanlardan insanlara bulaşır, mikrobik bir hastalık.)

3)LYME HASTALIĞI (kene tarafından bulaştırılan ve borrellia bugdorferi isimli bakterinin yol açtığı bir hastalıktır. Anneden çocuğa da geçebilmektedir.)

4)BABESİOSİS (Babesia cinsine ait türlerin neden olduğu, malaria benzeri bir hastalıktır. Trypanosomos’dan sonra en çok görülen memelilerin önemli kan parazitidir.)

5)EHRLİCHİOZİS (Bir köpekten başka köpeğe geçerek deriden beslenen keneler hastalığı da bulaştırmış olur.)

6)ROCKY MOUNTAİN LEKELİ HUMMASI (Tifüs Hastalığı Halk dilinde lekeli humma olarak bilinen tifüs, İnsana kenelerle bulaşan bir hastalıktır.)

KENELERDE ÜREME

            Kenelerde üreme eşeylidir. Keneler çiftleşmeye kanını emdikleri konak üzerinde gerçekleştirirler. Çiftleşme sonrası erkek kene ölür, dişi kene kan emmeye devam eder. Daha sonra dişi kene doyana kadar kan emdikten sonra, konağını terk eder ve uygun bir yerde yumurtlar ve daha sonra kendisi de ölür. Kene yumurtaları yaklaşık olarak 0.7-1.0 mm büyüklüğündedir. Keneler türlere göre farklılık göstermekle birlikte ortalama Yumurta sayısı 200-15000 adet arasında olabilir. Yumurtadan üç çift ayaklı larvalar çıkar7 -22 gün içinde gelişimlerini tamamlayıp konakçı aramaya başlarlar.

VÜCUDA YAPIŞAN KENENİN ÇIKARILMASI

1. Kene penseti. Kenelerin çıkarılması için üretilen bir alettir. Eczanelerde bulunabilir.

2. Kene kaşığı. Daha basit bir alettir. Kaşığa benzer eczanelerde bulunabilir.

3. Acil durumda keneyi çıkarma. Sağlık kuruluşuna ve doktora ulaşma imkânı olmadığında denenmelidir.

4. Kenenin kendiliğinden düşürülmesi yöntemi. Bu yöntem de Sağlık kuruluşuna ve doktora ulaşma imkânı olmadığında denenmelidir.

Kene İlaçlama

Keneler çok tehlikeli haşerelerdir. evinizde ya da bahçenizde kene gördüğünüzde mutlaka bize ulaşınız kene ilaçlama yaparak size daha güvenli bir yaşam ortamı sunalım.

kene hakkında daha detaylı bilgi almak için bu linki ziyaret edebilirsiniz

Kene Resimleri

Karasinek İlaçlama

KARASİNEKLERİN ÖZELLİKLERİ

 

            Karasinek (Musca domestica), İki kanatlılar (Diptera) sınıfının  Muscidae ailesinden bir böcek türüdür. Karasineklerin uzunluğu genel olarak 5 – 8 mm arasında değişir. Karasineklerin renkleri genel olarak siyah ve siyaha yakın koyu gridir. Dünya üzerinde kurulmuş bulunan yerleşim yerlerindeki bütün sineklerin yaklaşık olarak %90’ ını karasinekler meydana getirir. Karasinekler kutup bölgesinden ekvatora, doğudan batıya dünyanın her yerine yayılmış durumdadır. Karasinekler, insanların yaşabildiği her türlü iklim şartlarında yaşayabilirler.

            Karasinekler, kanatlı ve uçucu böceklerin içinde, uçma konusunda en yetenekli böcektir. Karasinekler arka kanatlarının değişimini sağlayan Halter adı verilen denge organı sayesinde en üstün uçma yeteneğine sahip olmuştur. Bu uçma yeteneği diğer hiçbir böcekte bu kadar gelişmiş değildir. Karasinekler için “Hava Akrobatı” diyebiliriz. Karasinekler her türlü gıda artığı ve çöp ile beslenebilirler. Karasinekler ortalama 3 km. uçabilirler. Bu uçma yetenekleri ile insanların yaşadığı her yeri istila edebilir, insanların yaşadığı her yere gelebilirler. Karasinekler gıda artıkları ve çöple beslendikleri için vücutlarına yapışan çok çeşitli hastalık mikrobunu kondukları ve dokundukları her şeye bulaştırabilirler. Karasineklerin en büyük özelliklerinden birisi de her 5 dakikada bir dışkılamalarıdır. Bu nedenle vücutlarına yapışmış halde ve dışkılarının içeriğinde bulunan diyare,  dizanteri,  hepatit,  çocuk felci, gıda zehirlenmeleri, salmonelloz, verem gibi hastalıkları bulaştırırlar.

 karasinek

VÜCUT YAPILARI VE DIŞ İSKELET (MORFOLOJİ)

            Karasineklerde, diğer böceklerde olduğu gibi iç iskelet bulunmaz. Bunun yerine, uçuş üstünlüğü, mükemmel bir manevra kabiliyeti sağlayan ve kitinden yapılmış bir dış iskelete sahiptir. Kitinden yapılmış olan bu kabuk karasineğin kanatlarını saniyede 200 defa çırpmasını sağlar. Karasineğin kanatlarının dış yüzeyinde ve başının arka kısmında bulunan çok hassas duyu organları (anten), uçuşla ilgili bilgileri anında beyine gönderir. Karasinekteki bu sistem, modern jet uçaklarına esin kaynağı olmaktadır. Yapılan araştırmalar neticesinde karasineklerin reflekslerinin yani ani hareket etme kabiliyetinin insanlara oranla 10 kat fazla olduğu kabul edilmiştir.

KARASİNEKLERDE ÜREME

            Karasinekler, diğer böcek ailesi gibi yumurtlayarak çoğalır. Karasinekler yumurtalarını dışkı üzerine, çöplüklere, sıcak ve nemli yerlere (Bu tür yerleri özellikle tercih ederler) bırakırlar. Yumurtalar bir günden daha az bir sürede çatlar ve larvalar yumurtadan çıkar. Larvalar iki hafta sonra pupa dönemine girerler. Pupa evresindeyken başkalaşıp, dönüşüme uğrayarak , birkaç günde kanatlı ergin halini alırlar.

            Karasinekler çöpler ve gübrelerin bulunduğu nemli ve organik ortamlara 100 – 150 tanesi birden yumurtlarlar. Bu yumurtalardan çıkan larvalar, içinde bulundukları organik maddelerle beslenirler. Larvalar sıcak havalarda 7 – 8 günde sinek haline gelir ve uçmaya başlarlar. Karasinekler çok müthiş bir hızla çoğalabilirler. Karasineklerin hayatı çok kısadır.  Karasineklerin yumurtaları 25 derece sıcaklıktaki nemli bir yere bırakılırsa, yumurtalar, 10 saat gibi bir sürede çatlarlar. Kurtçuklar beslenebilmek için sıvı gıdalar ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle katı gıdaları sıvı hale getirebilmek için kendileri ile birlikte yaşayan bakterilere ihtiyaç duyarlar. Karasinek metamorfoz geçirip, yetişkin sinek olabilmeleri için 40 derece sıcaklıktaki mekanlara yönlendirilirler. 40 derece sıcaklık ortamında 6 günde iki kez daha metamorfoz geçirip yetişkin sinek haline gelirler. Dişi sinekler bir defada 100’ ün üstünde, hayatı boyunca da 600 ila 1000 adet yumurta bırakabilen dişi karasinek, larva halinden sonra ki üç gün içinde çok rahatlıkla yeniden yumurta bırakabilir. Bu tempolarıyla karasinekler çok hızlı ürerler.

            Baharın gelmesi ile Nisan ayının ortasına doğru yumurta bırakan bir karasinekten gelen nesil, aynı yılın Eylül ayı ortalarında bıraktığı yumurta sayısı 5 trilyonu geçer. Bir diğer ifade ile, bir gramın % 1’ i ağırlığındaki (yaklaşık olarak 70 sinek 1 gr. Ağırlığındadır) bir sineğin devamı olan nesillerden 80 bin ton ağırlığında bir sinek ordusu meydana gelebilir.

KARASİNEKLERİN BESLENMESİ

            Karasinekler uçuş esnasında çok yüksek miktarda enerji sarf ederler. Sarf edilen enerji nedeniyle vücut sıvısının içindeki şeker oranında büyük miktarlarda düşüş meydana gelir. Uyarıcı sistemler bu şeker eksikliğini beyne iletirler. Karasinek havada dolaşırken koku alıcılarıyla besin kaynaklarının yerini tespit eder. Besinlerin kokusu arttığında besinin kaynağına geldiğini anlayarak alıcılar bu kez beyne yere inmesi için sinyal gönderir. Eğer bu besinler karasineğin beslenmesine uygun ise, karasinek beslenme hortumu vasıtasıyla sıvı besinler emilmeye başlanır. Şekerli besinler daha çok emilir. Karasineğin ağzının içinde iki adet tüp bulunur. Bu tüplerin biriyle sıvı besinleri emer, diğer tüple de içinde enzimler bulunan tükürük salgılar. Yağlı, karbonhidratları ve proteinleri kolaylıkla hazmeder. Eğer sevdiği fakat çok sert bir yiyecek gelirse, yiyecekleri sıvı hale getirmek için bol miktarda tükürük sıvısı salgılar. İşte bu nedenle yiyeceklerin üzerine dışkısı ile birlikte bol miktar tükürük de bırakır. Bu şekilde mikroplar ve bakteriler hızla yayılır. Ağzının ve ayaklarını çevresinde 20 milyondan fazla bakteri taşıyan karasinek günde ortalama 25 ile 50 arasında dışkılar. O yüzden Karasinek İlaçlama yaptırmak çok önemlidir

KARASİNEKLERİN YAŞAM SÜRESİ

            Karasinekler ortalama olarak 2 ile 3 hafta arası bir ömür sürerler. Bu ömür sıcaklığa bağlı olarak azalabilir veya bir miktar artabilir. Karasinek yılda 8 ile 10 kere yumurtlar. Bir yılda ortalama 250 milyar sinek oluşabilir.

Karasinek İlaçlama

Böcek ilaçlama alanında sık karşılaşılan bir sorundur karasinek… Karasineklerle mücadele için profesyonel bir ilaçlama firmasından yardım almanız gerekmekte. Karasinek İlaçlama yaptırmak ve karasinek ilaçlaması hakkında bilgi almak için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

Karasinek Resimleri

Tahta kurusu ilaçlama

Tahta kurusu  ilaçlama

            Tahtakuruları Yarımkanatlılar (Hemiptera), böcekler (Insecta) sınıfından Cimicidae familyasına mensupturlar. Asalak yaşam sürerler. Tahtakuruları yalnızca memeliler ve kuşlardan beslenirler. Tahtakuruları üzerinde yaşadıkları memelilerin kanını emerek yaşarlar ve beslenmek için geceleri faaliyete geçerler ve geceleri beslenirler. Gündüz ışıktan korunurlar ve saklanırlar. Bu nedenle tahtakurularını gündüz görmek oldukça zordur.

            Tahtakurularının en çok bilinen türü kahverengiye kaçan koyu kırmızımsı renkte olan Cimex lectularius ‘tur. Bu cins tahtakurusunun boyu ortalama 5 mm. civarındadır. Tahtakurularının ilk keşfedildiği yıllarda, yarasaların üzerinde yaşayan bir parazit türü olarak bilinseler de, mağara devrinden sonra insan paraziti olduğu tahmin edilmektedir.

Tahtakurusu Kaşıntısı

            Tahtakuruları beslenmeleri esnasında ısırıkları ile herhangi bir hastalığı bulaştırmadıkları bilinmektedir. Fakat tahtakurusu ısırığı çeşitli cilt tahriş ve lezyonlarına, ciltte kaşıntılara sebep olmaktadırlar, ayrıca psikolojik etkilere neden olmaktadırlar. Ayrıca ısırdıkları zaman, ısırılan kişide şiddetli kaşınma hissi verirler, aşırı kaşınma nedeni ile ciltte leke ve izler kalabilir. Tahtakuruları havanın sıcak veya kuru olmasından etkilenmezler. Ayrıca çok soğuk havalarda yarı uyku pozisyonuna geçebilirler. Tahtakuruları hiçbir şekilde beslenmeden bir yıl yaşayabilirler.

TAHTAKURULARININ BİÇİMİ

            Kan emen tahtakuruları üzerinde ilk gözlemi Aristophanes (MÖ 25)’ in yaptığı bilinmektedir. Tahtakurularının bazıları oldukça pis bir koku yayarlar. Bu koku nedeni tanınmaları oldukça kolaydır. Bu koku nedeni ile tahtakurusunu daha önce hiç görmemiş insanların bile tahtakurularını tanımaları mümkündür.

            Tahtakurularının genel tanım ve özellikleri: Tahtakuruları hemen her zaman dört kanatlı olarak görülürler. Tahtakuruları yaşadıkları yerlere uyum sağlamışlardır. Bu nedenle çeşitli vücut ölçüleri kazanmışlardır. Tahtakurularının, genel olarak başlarının ön alt kısmından çıkan, dinlenme esnasında vücudun altından geriye doğru kıvrılan, birçoğunda uzunlamasına bir yarık içine yatırılabilen ve beslenmeye yarayan bir hortumları vardır. Tahtakurularının çok yakın akrabaları olan Homoptera ailesinde de benzer hortum bulunduğundan, bu iki grup tahtakurusu Hemiptreroidea üst takımında bir araya getirilmişlerdir. Bununla birlikte Homoptera’da hortum başın alt arkasından çıkar; kanatlar Hemiptera’ da abdomenin üzerinde düz olarak yatarken, Homoptera’ da çatı şeklindedir.

            Tahtakurularının vücut büyüklükleri ve şekilleri: Çoğunlukla üstten bastırılmış, oval yapılı vücutlarının boyu 1 mm ile 10 mm. arasında değişir. Çubuk şeklinde (Ranatra), kısa ve yarımküre şeklinde (Plataspidea) olanlar da vardır. Canlı renkleri olan tahtakurularına (Sphaerocoris)   nadiren rastlanırlar; genellikle siyah, kahverengi, grimsi ve yeşilimsi renkler hâkimdir. Nokta, çizgi, bant şeklinde desenler genellikle göze çarpacak şekilde değildir. Bununla beraber örneğin, yırtıcı olan Reduviidae’ de kırmızı, sarı ve beyaz desenler çok belirgindir. Pentatomidae ve Miridae’de rengârenk desenler görülür.

TAHTAKURULARI NEREDE YAŞAR

            Tahtakuruları, parazit olarak yaşadıkları canlıların (insanlar, memeliler ve kanatlılar) barınak ve yataklarında (oteller, evler, pansiyonlar, misafirhaneler öğrenci yurtları ve hayvan barınakları vb. ) topluluk halinde yaşarlar ve buraların sahiplerinin kanlarını emerek beslenirler. Tahtakuruları genellikle insanların yataklarında, yorgan ve battaniyelerinde, giysilerinde,  barındıklarından yatak böceği diye adlandırılırlar. Özellikle seyahatlerde konaklanan yerlerden insanların eşyalarına geçen tahtakuruları bu şekilde bir yerden başka bir yere taşınırlar ve gittikleri işgal ederler.

TAHTAKURUSU NASIL ÇOĞALIR

            Tahtakurusu, yumurtlama yöntemiyle çoğalır. Tahtakurusu yılda ortalama 5 – 6 kere yumurtlar. Her yumurtlama döneminde yaklaşık olarak 200yumurta bırakan tahtakurusu, ılık ve nemli ortamlarda çok daha çabuk çoğalır ve ürerler. Tahtakuruları yumurtalarını genel olarak yatak ve yorganların içi veya dikiş kenarları, eşyaların ek yerleri ve dikiş yerleri ile karanlık, nemli ve sıcak yerlere bırakırlar. Yumurtalarını dağınık olarak değil toplu olarak bırakırlar ve yumurtalarını bir çeşit kimyasal tutkalla yumurtladıkları yerlere yapıştırırlar. Çok soğuk ortamlarda yarı uyku dönemine girdiğinden, tahtakuruları daha çok yaz aylarında görülürler. Tahtakuruları diğer böceklere oranla daha uzun ömürlüdürler.

TAHTAKURUSU NASIL BESLENİR

            Tahtakurusu, asalak yaşam süren canlı formu olduğu için, konukçusu olduğu canlının (insan, memeli hayvan ve kanatlılar) kanını emerek yaşamını sağlar. Tahtakuruları genel olarak günde 4 – 5 defa beslenirler. Bu beslenmeleri esnasında, kanını emdikleri canlının derisini, delebilmek için başlarının üzerinde bulunan ve aynı zamanda kanı emmeye yarayan hortumlarının ucundan bir sıvı salgılayarak derinin o bölgesini uyuştururlar. Salgıladıkları sıvı ciltte aşırı kaşınma hissi oluşturduğundan tahtakuruları kan emerken, kanı emilen canlı aşırı kaşınma hissi duyar. Tahtakuruları yaklaşık olarak vücutlarının iki katı kadar miktarda kanı emebilirler.

TAHTAKURUSU HASTALIK BULAŞTIRIR MI?

            Yapılan araştırmalar, tahtakurularının bilinen bir hastalık taşıyıcısı ve bulaştırıcısı olmadıkları yönündedir. Tahtakuruları genel olarak aşırı kaşınma hissi verdiklerinden, kaşınma sonrası ciltte kızarıklıklar, kaşınan yerin iyileşmesi sonrası cilt üzerinde kaşıntıdan dolayı iz ve işaret kalması ve psikolojik olarak etkileri bulunmaktadır.

Tahtakurusu İlaçlama

Tahta kurusu ilaçlama yaptırılması elzem bir asalak türüdür. en çok kaşındıran ve insanı bezdiren asalak türlerinden biridir. ve tahtakurusu ile mücadele çok zordur bu yüzden uzman bir ilaçlama firmasından tahta kurusu ilaçlama hizmeti almalısınız

 Tahtakurusu resimleri

Gümüşçün İlaçlama

Gümüşçün Özellikleri
GÜMÜŞÇÜN NASIL BİR CANLIDIR?
Yapısal olarak diğer haşerelerden farklı bir görünüme sahip olan gümüşçün böceği renginin gümüşe yakın bir parlaklıkta olması ile çok kolay fark edilmektedir. Kuyruk kısmı ince baş kısmı kalın bir yapıdadır. Her türlü gıda ve atıkların yanı sıra dış ortamda bulunan kağıt, naylon gibi maddeleri kemirerek beslenirler. Bazı durumlarda sabun ve diş macunlarını da kemirmektedirler

 

Gumuscun

Gumuscun

GÜMÜŞÇÜNÜN GENEL ÖZELLİKLERİ NELERDİR?
1. Parlak renktedir
2. Baş kısmı kalın kuyruk kısmı incedir
3. Baş kısımda 2 adet uzun antenleri vardır
4. 2 adet gözleri ve 2 adet de ağızları vardır
5. Katmanlı bir vücut yapısı ve 8 adet bacaklara sahiptir
GÜMÜŞÇÜN İNSANLARA ZARARLARI NELERDİR?
– Beslenme ihtiyaçlarını insanlardan ve hayvanlardan kullanmazlar. Dolayısıyla ısırmazlar
– Üzerinde dolaştıkları yiyeceklere salya ve dışkılarını bırakarak taşımış oldukları hastalıkları yayarlar
– Mobilya, kağıt, naylon gibi eşyaları kemirerek zarar verir
GÜMÜŞÇÜN NERELERDE GÖRÜLÜR?
Birçok haşere gibi gümüşçün böcekleri de evin nemli ve pis olan ortamlarında daha çok görülür. Özellikle banyo, lavabo, tuvalet ve mutlaklarda yaşayan gümüşçün böcekleri evin diğer yerlerinde de görülebilir.
 GÜMÜŞÇÜN İLAÇLAMA
İşinin uzmanı ilaçlama ekiplerimiz tarafından gümüşçün böcekleri ile mücadelemiz sonucunda daha sağlıklı ve huzurlu bir ortama kavuşabilirsiniz.

Kalorifer Böceği İlaçlama

Kalorifer Böceği İlaçlama

Kalorifer böceği aslında bildiğimiz hamamböceğidir. ancaks sıcak yerleri sevdikleri için bu isimle adlandırılmışlardır. Kalorifer böceği ilaçlaması hakkında bilgi vermeden çnce kalorifer böceğinini özelliklerine değinelim

 Kalorifer Böceği  Özellikleri

kalorifer-bocegi-nasil-yok-edilir

kalorifer-bocegi-nasil-yok-edilir

Kalorifer böceği dünyanın en dayanıklı hayvanlarından olan, adeta hayatta kalmak üzere yaratılmış hamam böceklerinin diğer adıdır. Kazan daireleri ve sıcak kalorifer peteklerinin aralıkları gibi ılık ortamlarda yaşamaktan haz alan kalorifer böceği hem etçil hem otçul beslenme özelliği göstermekle birlikte neredeyse her şeyi yemektedir. Özellikle pisliğin, ağzı açık çöplerin bulunduğu ortamları tercih etmektedir. Bunun yanı sıra evlerde mutfak tezgâhlarının alt kısımlarında kalan boşluklar ve banyolar gibi nemli ortamlar da kalorifer böceğinin ideal yaşam alanını oluşturmaktadır.

Diğer böcekler gibi yumurtlayarak çoğalan kalorifer böceğinin çoğalması birçok böcek türüne göre çok daha basittir. Bir defada iki yüz adede kadar çıkabilen yumurta sayısı ve istedikleri anda istedikleri yere sırtlarında paketler halinde taşıdıkları yumurtalarını bırakabilme özellikleri onlara avantaj sağlamaktadır. Öyle dayanıklı bir yaratılışa sahiptir ki kalorifer böceği bir ay boyunca yemek yemeden yaşayabilir. Ancak susuzluk tüm canlılarda olduğu gibi zayıf noktasıdır ve bir hafta susuz kaldığında ölmektedir. Kafası kopan bir kalorifer böceği susuzluktan ölene kadar bir hafta boyunca hayatta kalmaktadır.

 Kalorifer Böceği Zararları

Kalorifer böceği ilaçlama yapılması kesinlikle mecburi olan bir böcek türüdür. Taşıdığı bakteriler ve mikroplar nedeniyle insan sağlığını çok ciddi derecede tehdit etmesi nedeniyle mutlaka profesyonel müdahale ile yok edilmesi gerekmektedir. Ezilme durumunda yumurtaları etrafa dağılan kalorifer böceği yumurtalarını yok etmek için herhangi bir ilaç yeterli olmamakla birlikte, yumurtalar iki hafta gibi kısa bir sürede olgunlaşıp yavru hamam böcekleri meydana çıkmaktadır.

Kalorifer Böceği nasıl yok edilir Kalorifer böceği ile mücadele

Bu nedenle haşere ilaçlama uzmanlarının yaptığı kalorifer böceği ilaçlama işlemi iki hafta arayla yapılan iki seanstan oluşmaktadır. bu hamam böceklerinin doğru zamanlama ile ilaçlamazsanız aynılarını tekrar evinizde görebilirsiniz.

Kalorifer Böceği İlaçlama  yaptırmak için iletişim sayfamızı ziyaret ederek danışmanlık alabilirsiniz.

Fındık Faresi İlaçlama

FINDIK FARESİ İlaçlama

 GENEL ÖZELLİKLERİ

        Fındık faresi Halk arasında ‘’ev faresi’’ olarak ta bilinir. Fare, memeli hayvanlar grubunda bulunan

fare_ilaclama

fare_ilaclama

kemirgen bir canlı türüdür. Fareler genetik olarak insanlara büyük ölçüde benzerlik gösteren canlılar oldukları için genellikle laboratuar ortamında deneysel çalışmalarda kobay olarak kullanılırlar. Farelerin büyüklükleri türlerine göre değişir ve fareler esnek bir yapıya sahip oldukları için küçücük deliklerden bile rahatlıkla geçebilirler.

        Fındık faresi adından da anlaşılabileceği gibi fare türleri içinde en küçük olan fare çeşididir.

Farelerin en önemli özelliklerinden biri güçlü ağız, diş ve tırnak yapısına sahip olmalarıdır. Güçlü tırnakları ile düz duvarlara rahatlıkla tutunabilen ve istediği yüksekliğe tırmanabilen fareler, güçlü dişleri ile tahta, odun, mobilya, taş ve hatta mermer gibi en sert maddeleri bile kemirebilirler. Bazı fare türleri otçul beslenirler bazıları ise etçil beslenirler.

YAŞAM ALANLARI

        İnsanların yaşayabildiği her yerde fındık fareleri de (ev faresi) yaşayabilir. Zaten besin olarak insanların yedikleri her şeyi yiyebilme özelliğine sahiplerdir.

İNSANLARA ZARARLARI

       Fareler insanlara doğrudan ve dolaylı olarak zarar verebilirler. Genel olarak insanların besin kaynaklarına ve insanların kendilerine zarar verirler. Yeteri kadar yiyecek bulamadıklarında insanlara saldırabilirler. Ev ve iş yerlerinde açıkta buldukları yiyecek maddelerini yerken bu yiyecek maddelerinin üzerine salya ve dışkılarını bırakırlar. Bu yolla insanlara çeşitli hastalıklar bulaştırırlar.  Fare ısırması sonucu insanlara birçok hastalık bulaşabilir. Fare ısırması insanlar tarafından hissedilmez. Bunun nedeni farelerin ağızlarında deriyi uyuşturucu özel bir sıvının bulunmasıdır. Bu sıvı deriyi uyuşturur ve fare ısırığı hissedilmez. Dolayısıyla insan fare tarafından ısırılmış olsa bile bunu anlaması ya da kötü bir sonuçla karşılaşması zaman alabilir.

YAŞAM DÖNGÜLERİ

         Ev fareleri de yavrulayarak ürerler, fareler yavrularını ilk önce sütü ile besler. Yılda 5-6 kere çiftleşen fareler her seferinde 10-12 adet yavru meydana getirebilirler. Dünyanın hemen hemen her ülkesinde yaşayan farelerin onlarca türü vardır.

NERELERDE GÖRÜLÜR

         Ev faresi, fare türleri içinde insanlara yakın yaşamayı seven hatta bundan rahatsız olmayan bir fare çeşididir. İnsanların sıklıkla karşılaştıkları bir türdür. Ev faresi yapı ve şekil olarak türünün en küçük örneğidir. Genellikle insanların yaşadıkları alanlarda sık görülürler. Yaz kış her mevsim ev faresine rastlamak mümkündür.

Fındık Faresi ilaçlama 

Fındık faresi diğer adıyla ev faresi gördüğünüzde bize ulaşınız gerekli kontrol istasyonlarını ve etkili fare ilaçlama düzeneklerimizi hemen kuralım ve sizi farelerden kurtaralım

Lağım Faresi İlaçlama

İstanbul’da kentsel dönüşüm alanlarındaki yapılanma nedeniyle beslenme alanlarını kaybeden fareler ve lağım fareleri şehir içinde adeta göç etmeye başladılar. yeni yaşam alanları aramaya çıkan fareler İstanbul sakinklerini tedirgin etti. İstanbul’da fare dehşeti başlıklı haberleri daha sık okur olduk. Bu kadar insanları korkutan lağım farelerinin özellikleri hakkında bilgileri aşağıdan okuyabilirsiniz.

LAĞIM FARESİ 

GENEL ÖZELLİKLERİ

       Lağım faresi yapı olarak çok büyük bir fare türüdür  ve diğer fare türlerinden çeşitli yönleriyle ayrılır. Diğer fare türleri arasında en iri olanlar lağım fareleridir. En tehlikeli fare türlerinden biridir. Fare türleri içinde en iri olan fareler lağım fareleridir. Boyları yaklaşık otuz-otuz beş cm.’ i bulabilir. Etçildirler.

YAŞAM ALANLARI

        Lağım fareleri  yaşam alanı olarak pis suların akıntılarını, kanalizasyonları ve lağım kanallarını tercih ederler. Lağım fareleri insanların yaşadığı alanlara yaşamak için değil beslenmek için gelirler. Evlerin bodrum ve zemin katlarına ve çatı, teras gibi kısımlarına yerleşerek orada yaşarlar. Lağım fareleri en çok kanalizasyonda barınırlar.

lagim-faresi

lagim-faresi

İNSANLARA ZARARLARI

        Lağım fareleri insanlar için son derece tehlikeli hayvanlardır. Çünkü  lağım fareleri insanları ısırırlar. Bu fare türü insanlar yatarken insanın ağız, burun, kulak veya parmaklarını kemirerek yiyebilirler. Bu nedenle insanlar için en tehlikeli fare türü lağım fareleridir.

Fareler pis yerlerde yaşayan, gezen ve pis yiyecekler ile beslenen canlılardır. Dolayısıyla üzerlerinde birçok mikrobu barındıran fareler, insanları ısırarak insanlara hastalık bulaştırırlar. Fareler ayrıca insanların besinlerine mikrop bulaştırırlar, besinlerin üzerine dışkı ve salyalarını bırakırlar. Bu gıda maddelerini yiyen insanlarda, farelerin taşımış oldukları mikroplarla temas ederek çeşitli hastalıklara yakalanırlar.

YAŞAM DÖNGÜLERİ

        Bazı lağım fareleri kedi kadar büyük olurlar. Lağım fareleri yılda 5 – 6 defa yavrulayarak ürerler.

NERELERDE GÖRÜLÜR

        Lağım fareleri de genel olarak nemli ve sıcak-ılıman iklimlere uyum gösterirler. Nemli, pis kanalizasyonlar lağım farelerinin vazgeçilmez barınaklarındandır. Lağım faresi yaşamak için değil sadece beslenmek için insanların yoğun olarak yaşadıkları yaşam alanlarına gelirler, bunun dışında canlılardan uzak yaşamayı tercih ederler.

Lağım faresi İlaçlama

Lağım fareleri kemirgen kontrol istasyonları ile kontrol altına alınır ve tamamen yok edilir fare ilaçlama konusunda daha detaylı bilgi için lütfen bize ulaşınız

böcek ilaçlama